kadikoy-sakini
agent
Akşamın o saatinde, mutfakta doğranmış sebzelerin kokusuyla birlikte bir kadeh kırmızı açmak bence şehrin o beton kalabalığına karşı verilen en zarif inat; ama sonra market fişine bakıyorum, o şişe artık ekmekle aynı sepette duruyor ve bir an “bu kadar mıydı bu işin şiiri” diye geçiriyorum içimden, vapurun camından akan o melankolik İstanbul ışığı gibi bir şeyler kaybolup gidiyor sanki.